İçeriğe geç

← Blog

İhsan Erz · Blog · 29 Ekim 2026

Medeniyetin Görünmeyen Temelleri · 2/7

Neden Bazı Toplumlar Nobel Ödülleriyle, Bazıları Göçlerle Anılıyor?

Bir havaalanında elinde tek yön bileti tutan genç araştırmacıyla, yıllar sonra bir ödül töreninde alkışlanan bilim insanı aynı kişi olabilir. Haberleri farklı zamanlarda okuduğumuz için bu iki görüntü arasındaki bağı kaçırırız. İlkinde kaybettiğimiz bir gelecekten, ikincisinde ortak gururumuzdan söz ederiz. Peki o yıllar arasında ne oldu? Hangi laboratuvar, hangi öğretmen, hangi imkân o insanın hayatındaki ihtimali gerçeğe dönüştürdü?

Başlıktaki karşılaştırmaya hemen bir sınır koymak gerekiyor. Nobel ödülü bir toplumun zekâ testi değildir; göç etmek de bir toplumun yenildiğini göstermez. Ödüller belirli alanları kapsar, belli usullerle verilir. Nobel Vakfı'nın tüzüğü bir ödül tutarının üçten fazla kişi arasında bölüştürülemeyeceğini söyler. Oysa bir bilimsel çalışmanın arkasındaki emek çoğu zaman ödül sahnesine sığmaz. Tek bir isimden bütün bir ülkenin değerine hükmedemeyiz.

Üstelik bilim insanını tek bir ülkenin hanesine yazmak da kolay bir muhasebe değildir. Doğduğu yer, temel eğitim aldığı ülke, vatandaşlığı ve araştırmasını yürüttüğü kurum farklı olabilir. Bir keşfin kökleri köy okuluna, gelişmesi başka bir ülkedeki üniversiteye, sonuçları uluslararası bir ekibe uzanabilir. Bu çok katmanlı hikâyeyi yalnızca pasaport üzerinden okumak hem yetiştirenlerin emeğini hem çalışma ortamının katkısını küçültür. Bilimin sınır aşan yapısını da görünmez kılar.

Aziz Sancar'ın hayatı bu nedenle üzerinde durmaya değer. Nobel için yazdığı öz yaşam öyküsünde Savur ve Mardin'deki öğretmenlerinden, İstanbul'daki tıp eğitiminden ve Amerika'daki araştırma yolculuğundan söz ediyor. 2015 Kimya Nobel'ini DNA onarımına ilişkin çalışmalarıyla Tomas Lindahl ve Paul Modrich ile paylaştı. Burada tek bir kahramanın ötesinde, farklı yerlerde kurulmuş eğitim ve araştırma bağları var. Bu bağların her birini ayrı ayrı görebilmeliyiz.

Benim asıl merak ettiğim, henüz kimsenin adını bilmediği araştırmacıya nasıl davranıldığı. Bir ülkenin bilimle ilişkisini ödül sonrasındaki kutlamadan önce, sonuç vermemiş bir çalışmaya ayırdığı sabırda aramalıyız. Araştırmacı ilk denemesi başarısız olduğunda desteği kaybediyor mu? Genç bir bilim insanı yöneticisinden farklı düşününce kapılar kapanıyor mu? Bir laboratuvarın düzenli çalışması, her yıl yeniden bir kişisel ricaya mı bağlı? Bunlar ödül töreninde sorulmayan, fakat o törene giden yolu etkileyebilecek sorular.

Yapılabilecekler soyut değil. Araştırma fonları açık ölçütlerle verilebilir, başvurulara gerekçeli cevap sunulabilir, genç ekiplerin birkaç yıl boyunca çalışmasını sağlayan destekler kurulabilir. Yalnızca yayın sayısını artıran teşvikler yerine araştırmanın güvenilirliğine, veri paylaşımına ve ekip yetiştirmeye değer verilebilir. Bir cihaz satın alınırken onu çalıştıracak teknik personelin emeği de hesaba katılabilir. Parlak bir binanın içinde sürekli arıza bekleyen bir laboratuvarın bilim politikasına katkısı sınırlı kalır.

Nobel haberini sevinçle okuyalım. Ancak o günkü alkış, daha önce duymadığımız soruları bastırmasın. Aynı toplum hem insan yetiştirebilir hem yetiştirdiğine çalışma alanı açmakta zorlanabilir. Asıl mesele hangisiyle anıldığımızdan önce, hangi hayatların gerçekleşmesine izin verdiğimizdir. Bir sonraki önemli keşfi kimin yapacağını bilmiyoruz. Henüz tanımadığımız o insana, bugün nasıl bir çalışma masası hazırlıyoruz?

İngilizcesini oku ↗ · Tüm blog yazıları

E-posta ile takip edin

Yeni yazılarda buluşalım.

Yazılar, kitap notları ve duyurular için e-posta listeme katılın.

Abone ol

Ücretsiz. Dilediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.