Gelecek kuşakların sandalyesi neden boş?
Bugünün kararlarında henüz doğmamış insanların sesi duyulmaz. Onların hayatını etkileyecek seçimleri nasıl daha sorumlu düşünebiliriz?
Bir karar masasında kimlerin bulunduğuna dikkat ederiz. Yetkili kim, uzman kim, kimin itiraz hakkı var? Fakat o masada hiçbir zaman bulunamayan bir grup vardır: Kararın sonuçlarıyla yıllar sonra yaşayacak insanlar. Henüz doğmamış çocuklar, bugünün küçük çocuklarının yetişkin hâlleri, bugün adını bile bilmediğimiz gelecek sakinler. Onların hayatı üzerinde etkimiz olabilir; onların bizim üzerimizde bir etkisi yoktur.
Bu eşitsizlik geleceği düşünmeyi ahlaki bir mesele hâline getirir. Bir yolun, bir binanın, bir okulun, bir kentin bugünkü kullanıcılarını görürüz. Gelecekte o yapıyı onaracak, o sistemi sürdürecek, o kararın eksiklerini taşıyacak kişileri göremeyiz. Görmediğimiz insanların ihtiyaçlarını kolayca erteleyebiliriz. Bugünkü yarar somuttur; yarının yükü ise bir ihtimal gibi görünür. Oysa ihtimal olarak gördüğümüz şey, bir gün birinin gündelik hayatı olacaktır.
Gelecek kuşakları önemsemek, bugünkü insanları ihmal etmeyi gerektirmez. Yoksulluk, eğitim ihtiyacı, barınma, güvenlik gibi meseleler şimdi yaşanır ve şimdi cevap ister. Zor olan, bugünün sorununu çözerken yarının hareket alanını bütünüyle daraltmamaktır. Bir ihtiyacı karşılamak için alınan karar, uzun süre devam edecek bir yük de üretebilir. İyi niyet, bu yükü önceden düşünmenin yerine geçmez.
Kendi hayatımızda buna benzer seçimler yaparız. Bir eşyayı satın alırken fiyatına bakarız; ama bakımını, dayanıklılığını, tamir edilebilirliğini de düşünmemiz gerekir. İlk anda uygun görünen bir tercih, zaman içinde daha zor ve daha pahalı bir ilişkiye dönüşebilir. Kamusal kararlar bu mantığın çok daha geniş ölçekteki hâlidir. Açılış günü görünen başarı ile yıllar boyunca işleyen başarı aynı şey olmayabilir.
Yapmak kadar sürdürmek
Bir yapı tamamlandığında onu başarmış sayarız. Oysa insanların hayatına gerçek etkisi, kullanılmaya başladıktan sonra ortaya çıkar. Bir kütüphane binası açılmış olabilir; fakat çalışma saatleri, kitapların erişilebilirliği, çocukların ulaşımı, çalışanların sürekliliği belirleyicidir. Bir park yapılmış olabilir; ama gölge, bakım, aydınlatma ve farklı yaşların kullanımı ihmal edildiğinde ilk fotoğrafın vaat ettiği hayat oluşmayabilir.
Sürdürme emeği, yapma emeğinden daha az görünürdür. Yeni bir şeyi açmak haber olur; mevcut bir şeyin yıllarca iyi çalışması çoğu zaman haber olmaz. Bu görünürlük farkı tercihlerimizi etkileyebilir. Bir şeyi tamir etmek yerine yenisini kurmak daha etkileyici bulunabilir. Ancak geleceğe karşı sorumluluğumuz bazen daha çok üretmekte değil, işe yarayanı düzgün biçimde korumaktadır.
Bir kararın ömrünü düşünmek, onun bütün sonuçlarını önceden bilmek değildir. Gelecek belirsizdir. İnsanların ihtiyaçları, teknolojiler, koşullar değişir. Bu belirsizlik bizi düşünmekten vazgeçirmemeli; kararları değiştirilebilir kılmaya yöneltmelidir. Bir plan yanlış çıktığında düzeltme imkânı var mı? Başka bir ihtiyaca uyarlanabiliyor mu? Tek bir varsayım bozulduğunda bütün düzen çökmek zorunda mı?
Geri döndürülebilirlik bu yüzden değerli bir ölçüdür. Her konuda geçici karar vermek mümkün değildir; bazı tercihler uzun süreli bağlılık gerektirir. Yine de seçenekleri gereksiz yere kapatmamak mümkündür. Bir mekânı farklı amaçlarla kullanılabilir tasarlamak, bir süreci düzenli gözden geçirmek, bir uygulamanın sonucunu gerçekten takip etmek. Böylece geleceğe yalnızca bir sonuç değil, o sonucu değiştirme imkânı da bırakırız.
Çocukların bugünkü hayatı, geleceğin soyut görünmesini de engeller. Gelecek kuşakları konuşurken çok uzak bir zamana bakmak yerine bugün okula giden bir çocuğu düşünebiliriz. On yıl sonra hangi şehirde yaşayacak, hangi kamusal alanı kullanacak, hangi bilgiyi doğru kabul edecek? Bizim normal saydığımız bir alışkanlığın ona nasıl bir zemin bırakacağını sormak, büyük bir kavramı gündelik sorumluluğa dönüştürür.
Masaya boş bir sandalye koymak
Geleceği düşünmenin bir yolu, bir kararın değerlendirmesine eksik olan kişinin sorularını eklemektir. Bu kararın bedelini kim, ne zaman taşıyacak? Yararını bugün görenlerle yükünü yarın üstlenenler aynı insanlar mı? Bakım için gereken emek ve kaynak düşünülmüş mü? Yanlış olursa düzeltmek mümkün mü? Bunlar geleceği kesin olarak bildiren sorular değildir. Bugünün hesabının neleri dışarıda bıraktığını gösterir.
Bu yaklaşım ailede de anlamlıdır. Çocuk için alınan her karar onun adına bir gelecek tasarlama iddiası taşıyabilir. Kendi gerçekleşmemiş isteğimizi çocuğun hayatına yerleştirmek ile ona farklı yolları deneyebileceği bir alan açmak arasında fark vardır. Gelecek sorumluluğu, başka bir insanın bütün hayatını önceden çizmek değildir. Kendi kararını verebilmesi için ona bilgi, güven ve imkân bırakmaktır.
Toplum olarak da her kuşağın kendinden sonrakine benzemesini bekleyemeyiz. Bizim değer verdiğimiz bazı biçimler değişebilir; bazı ihtiyaçlar yeni bir dil kazanabilir. Korunması gereken şey her alışkanlığımızın sonsuza kadar sürmesi değil, insanların iyi bir hayat kurabileceği temel koşullardır. Dürüst bilgi, kullanılabilir kurumlar, yaşanabilir yerler, onarılabilir ilişkiler. Bunlar geleceğin bizimle aynı olmasını gerektirmeden geleceğe katkı sunar.
Uzun vadeyi konuşmak bazen sorumluluğu uzaklaştırmanın yolu olarak da kullanılabilir. Büyük vizyon cümleleri kurarken bugünkü eksikleri görmezden gelmek mümkündür. Oysa geleceğe duyulan saygı, bugün verilen küçük sözlerin tutulmasında başlar. Bir okulun kapısını gerçekten açık tutmak, bir ağacın bakımını yapmak, bir kayıt sistemini doğru işletmek. Büyük zaman aralıklarına uzanan sorumluluk, gündelik davranışlardan ayrı değildir.
Gelecek kuşakların sandalyesi hiçbir toplantıda kendiliğinden dolmayacak. Onların sorularını bizim taşımamız gerekecek. Bunun için kendimizi tarihin merkezine koymamıza ihtiyaç yok. Yaşadığımız düzenin bir süreliğine bize emanet olduğunu kabul etmek yeterli bir başlangıçtır. Bizden sonra gelecek insanlar, bıraktığımız her şeyi beğenmeyebilir. Ama kendi hayatlarını kurabilecekleri bir alan bulmaları, bugün verebileceğimiz en değerli cevaplardan biridir.
Diğer yazılara dön ↗Yeni yazılarda buluşalım.
Yazılar, kitap notları ve duyurular için e-posta listeme katılın.
