İçeriğe geç
← Blog arşivi

İHSAN ERZ · DENEME · 26 EKİM 2026 · 4 DAKİKA

Bir karara itiraz edebilmek de ilerlemedir

Dijital sistemler kararları hızlandırabilir. Fakat insanın yanlış bir kararı anlayabildiği, düzelttirebildiği ve karşısında sorumlu bir muhatap bulabildiği yollar da aynı özenle kurulmalıdır.

Bir başvurunun sonucunu ekranda görüyoruz: Uygun bulunmadı. Gerekçe kısa, kullanılan bilgiler belirsiz, sorabileceğimiz sorular için verilen bağlantı ise bizi yeniden aynı ekrana götürüyor. Ortada hızlı bir işlem var. Ama o işlemin neden o sonuca ulaştığını öğrenmek, başvurunun kendisinden daha zor hâle gelebiliyor.

Kararların dijitalleşmesini çoğu zaman hız ve maliyet üzerinden değerlendiriyoruz. Bu ölçüler önemlidir; uzun süre beklemek kimse için iyi bir hizmet deneyimi sayılmaz. Fakat bir kararın çabuk verilmesi, onun anlaşılır veya düzeltilebilir olduğunu kendiliğinden göstermez. İyi bir sistemin yanlış yaptığı gün ne olacağını da konuşmamız gerekir.

Ben geleceğin kurumlarını yalnızca doğru cevap verme iddialarıyla değerlendirmek istemiyorum. Hata ihtimalini kabul eden ve o hatanın insana maliyetini azaltan düzenler daha sağlam olabilir. Çünkü eksik bir kayıt, yanlış eşleşen bir bilgi veya yanlış anlaşılan bir durum, ekrandaki sonucun arkasında gerçek bir hayatı etkiler.

Sonucu görmek, gerekçeyi anlamak değildir

İlk ihtiyaç, insanın neye itiraz ettiğini bilmesidir. Bir kararın ayrıntısını açıklamak her yöntemin bütün teknik bilgilerini yayımlamak anlamına gelmez. Ancak hangi bilginin etkili olduğu, eksik bir belgenin bulunup bulunmadığı ve düzeltme için hangi yolun izlenebileceği anlaşılır biçimde anlatılabilir.

Burada uzun bir açıklama metniyle açıklık arasındaki farkı da önemsemeliyiz. Sayfalarca genel ifadeyi okumak, kişinin kendi başvurusunda ne olduğunu öğrenmesine yetmeyebilir. Kullanıcının sorusu genellikle çok somuttur: Hangi bilgi yanlış olabilir ve bunu kime gösterebilirim? Hizmet dili bu soruya yaklaşabildiği ölçüde işe yarar.

İtiraz yolunun yalnızca bulunması da yeterli değildir. Aynı bilgiyi defalarca girmek, farklı birimlerden çelişkili cevaplar almak veya başvurunun kimde olduğunu bilememek, biçimsel bir hakkı fiilen kullanılamaz hâle getirebilir. İyi bir süreç, kişinin dosyasını baştan anlatmak zorunda kalmadan takip edebilmesine imkân tanır.

İnsan denetimini de bir imza aşamasına indirgememeliyiz. Bir çalışan yalnızca sistemin sonucunu tekrarlayabiliyorsa, karşıda insan bulunması tek başına çözüm üretmez. İnceleme yapacak kişinin yeterli zamanı, ilgili bilgiye erişimi ve gerektiğinde düzeltme yetkisi olmalı. Sorumluluk, yetki ve çalışma şartları birlikte düşünülmeli.

İtirazı yük değil, öğrenme bilgisi saymak

Kurumlar açısından itirazlar yalnızca cevaplanacak ek dosyalar değildir. Aynı sorun farklı insanlarda tekrar ediyorsa, süreçte incelenmesi gereken bir nokta olabilir. Hangi aşamada hata oluştuğunu görmek, benzer mağduriyetleri ortaya çıkmadan azaltabilir. Böyle bakıldığında itiraz, hizmetin kalitesine ilişkin bir bilgi kaynağıdır.

Elbette her itirazın haklı olduğunu veya her kararın değişmesi gerektiğini söylemiyorum. Tutarlı ölçütler, kayıtların korunması ve başvuruların adil biçimde incelenmesi gerekir. Savunduğum şey, sonucu değiştirme garantisi değil; sonucu sorgulayabilmenin gerçek, anlaşılır ve erişilebilir olmasıdır.

Bu düşüncenin küçük işletmelerde de karşılığı var. Bir müşterinin yanlış fatura veya hatalı işlem için kime ulaşacağını bilmesi, güvenin gündelik parçasıdır. Aynı açıklığı çalışanların değerlendirilmesinde de arayabiliriz. Veriye dayalı görünen bir kararın hangi koşulları gözden kaçırmış olabileceğini konuşabilmek, yönetim becerisidir.

Türkiye’nin dijital kapasitesini büyütürken bu tarafı ikinci plana bırakmamasını önemli buluyorum. Başvuru ekranına ayırdığımız tasarım dikkatini düzeltme ekranına da ayırmalıyız. Başarıyı yalnızca tamamlanan işlem sayısıyla değil, yanlış işlemin ne kadar az zahmetle düzeltilebildiğiyle de değerlendirebiliriz.

Geleceğe güvenle bakmak, her sistemin hatasız olacağına inanmayı gerektirmiyor. Bir yanlışla karşılaştığımızda sesimizin kaybolmayacağını bilmek de güven verir. İlerlemenin insana dokunan ölçülerinden biri, kararların ne kadar hızlı verildiğinin yanında, o kararların karşısında ne kadar söz sahibi kalabildiğimiz olabilir.

E-posta ile takip edin

Yeni yazılarda buluşalım.

Yazılar, kitap notları ve duyurular için e-posta listeme katılın.

Abone ol

Ücretsiz. Dilediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.