Yetmeyen şey

Arzu, kıyas, tüketim ve yeterlilik duygusu üzerine. Gelecek Bizi Beklemiyor kitabından seçilmiş pasajlar.

Gelecek Bizi Beklemiyor kitap çalışmasının “Yetmeyen Şey” bölümünden seçilmiş pasajlar.

Bir insanın elindekinin değeri bazen sahip olduğu anda değil, başkasında daha fazlasını gördüğü anda değişir.

Bu bölümün merkezinde arzu, kıyas, tüketim, statü ve yeterlilik duygusu var. Fakat konuya bir kavram listesi gibi değil, insanın günlük hayatından başlayarak bakmak gerekiyor.

Büyük dönüşümler çoğu zaman büyük cümlelerle başlamaz. Bir evin mutfağında, bir okul koridorunda, küçük bir işletmenin hesabında veya bir insanın verdiği sıradan kararda görünür olur.

Bir fabrikanın satın aldığı makine yalnız bilanço kalemi değildir; işçinin hangi beceriye ihtiyaç duyacağını, okulun ne öğretmesi gerektiğini ve şehrin hangi insanı tutacağını da etkileyebilir.

İnsan Neden Hep Daha Fazlasını İster? sorusu bu yüzden yalnız teorik değildir. Arzu, kıyas, tüketim, statü ve yeterlilik duygusu arasındaki ilişki değiştiğinde, insanların neyi mümkün gördüğü de değişir. Kurumlar yeni davranışlara göre şekillenir; yeni davranışlar da bir süre sonra normal kabul edilir.

Aynı mesele ülke ve dünya ölçeğinde başka bir şekle bürünür. Bireysel tercih dediğimiz şey, milyonlarca kez tekrarlandığında ekonomi, kültür ve kurum üretir.

Bir çocuğun önündeki ekran, yalnız eğlence aracı değildir; dikkat ekonomisinin, eğitim modelinin, aile düzeninin ve gelecekteki iş hayatının kesiştiği küçük bir yüzeydir.

Bu konuda en cazip hata tek neden bulmaktır. Oysa insan hayatı ve toplumlar tek değişkenli denklemler değildir; nedenler birbirini güçlendirir, bazen de birbirini sınırlar.

Teknoloji merkezli anlatıların başka bir kusuru vardır: aracı sonucu sanırlar. Yeni bir araç eşitsizliği azaltabilir de büyütebilir de. Sonucu belirleyen erişim, hukuk, kurum ve insan davranışıdır.

Önümüzdeki yirmi otuz yılda teknoloji, demografi ve iklim aynı anda değişirken bugünün küçük tercihlerinin etkisi büyüyecek. Gelecek bir sabah kapıyı çalmayacak; parça parça bugünün içine yerleşecek.

Bu nedenle ölçmemiz gereken yalnız bugünkü sonuç değildir. Bir kararın beş, on ve yirmi yıl sonra hangi davranışı teşvik edeceğini de düşünmek gerekir. Vizyonun günlük siyasetten ve kısa vadeli yönetimden ayrıldığı yer tam burasıdır.

Bir insanın elindekinin değeri bazen sahip olduğu anda değil, başkasında daha fazlasını gördüğü anda değişir. Bu cümle bölümün başında bir gözlem gibi duruyordu; sonunda ise bir ölçüye dönüşüyor: ilerleme, yalnız daha fazlasına sahip olmak değil, sahip olduğumuz gücü ne için kullandığımızı bilmektir.

Kitap çalışmasını keşfedin →