Geleceği bugünden düşünmek

Eğitimden şehirlere, ekonomiden yapay zekâya: gelecek, bugünkü kararlarımızın içinde kuruluyor. Gelecek Bizi Beklemiyor kitabının önsözünden.

“Gelecek Bizi Beklemiyor — İnsan, Teknoloji ve Medeniyetin Yeni Yüzyılı” kitap çalışmasının önsözünden.

Bu kitap bir gelecek tahmini değildir. 2100 yılının nasıl görüneceğini bildiğimi iddia etmiyorum. Böyle bir iddia, geleceği ciddiye almak değil, onu küçümsemek olurdu.

Buradaki amaç başka: Bugün ayrı ayrı konuştuğumuz eğitim, adalet, şehir, ekonomi, yapay zekâ, enerji, biyoteknoloji ve insan ilişkilerinin aslında aynı büyük dönüşümün parçaları olduğunu göstermek.

Bir çocuğun sınıfta aldığı eğitim ile yirmi yıl sonra ülkenin teknoloji kapasitesi arasında bağ vardır. Bir şehrin kaldırım genişliği ile yaşlı bir insanın bağımsızlığı arasında bağ vardır. Bir şirketin otomasyon kararı ile vergi sisteminin geleceği arasında bağ vardır. Bir laboratuvarda yapılan genom düzenleme deneyi ile henüz doğmamış kuşakların hakları arasında bağ vardır.

Bu nedenle kitap yakından başlayıp sürekli ölçeği büyütüyor. Önce insanı, sonra çocuğu, sistemi, ekonomiyi ve teknolojiyi inceliyor; sonunda 2100’e bakıyor.

Metin boyunca kesinlikten özellikle kaçındım. Geleceğin ciddi biçimde konuşulabilmesi için ‘olacak’ ile ‘olabilir’ arasındaki farkı korumak gerekir. Veri olan yerde veri, belirsizlik olan yerde belirsizlik, yorum olan yerde yorum bulunmalıdır.

Kitabın temel düşüncesi basit: Gelecek bizi beklemiyor. Biz tartışırken, ertelerken, öğrenirken ve hata yaparken kurulmaya devam ediyor. Bu yüzden geleceğe hazırlanmak bir gün yapılacak iş değil; bugünkü kararların niteliğidir.

Kitap çalışmasını inceleyin →