Bir yere ait olmak, orada kendini küçültmemektir
Aidiyet yalnızca bir adrese, pasaporta ya da geçmişe sığmaz. İnsan, kendisi olarak kalabildiği yerde kök salabilir.
Bir yerde uzun süre yaşamak, o yere bütünüyle ait hissetmek anlamına gelmeyebilir. Sokaklarını biliriz, yollarını tarif ederiz, hangi saatte nereden geçileceğini öğrenmişizdir. Fakat bazı konuşmalarda kendimizi açıklamak zorunda kalır, bazı masalarda sesimizi kısar, bazı sorulara verilecek cevabı önceden hazırlarız. Adresimiz nettir; yerimiz o kadar net değildir. Aidiyetin zor tarafı çoğu zaman bu aralıkta başlar.
İnsan bir yere ait olduğunda her ayrıntısının onaylanmasını beklemez. Farklı düşünebilir, alışkanlıkları başkalarından ayrılabilir, hatalar yapabilir. Yine de bütün varlığının tek bir farklılığa indirgenmeyeceğini bilir. Bir konuşmada kullandığı kelime, geldiği şehir, konuşmasının tınısı, hayatının alışılmadık bir tercihi onun hakkında verilecek bütün hükmü belirlemez. Kendini sürekli bir sınavda hissetmediği yerde nefes alır.
Göç, bu duyguyu görünür hâle getirir; ancak mesele yalnızca ülkeler arasında taşınmak değildir. Bir köyden şehre, bir mahalleden başka mahalleye, bir aile düzeninden bağımsız bir hayata geçerken de insan aynı soruyla karşılaşabilir. Yeni bir yerde hangi yanını yanında taşıyabileceğini, hangi yanını gizlemesinin beklendiğini anlamaya çalışır. Yeni hayatın imkânı ile kabul edilme kaygısı aynı valize yerleşir.
Yeni bir yere uyum sağlamak değerlidir. İnsan öğrenir, alışır, ortak hayatın kurallarını tanır. Fakat uyumun ölçüsü kendini silmek olduğunda başka bir şey yaşanır. Kendi geçmişinden utanması, bütün farklılıklarını açıklaması, her zaman daha fazla minnet göstermesi beklenen kişi, bir topluluğun içinde görünse bile eşit bir yer edinemeyebilir. Bir kapının açık olması, içeride herkes için aynı rahatlığın bulunduğunu göstermez.
Birden çok yere kök salmak
Aidiyeti tek bir yere sadakat gibi düşünmek insanın hayatını daraltabilir. Bir kişi doğduğu şehri severken başka bir şehirde iyi bir hayat kurabilir. Çocukluğunun dilini korurken başka bir dilde düşünmeyi öğrenebilir. Geçmişinden kopmadan değişebilir. Bu çoğulluk bir eksiklik değildir. İnsan hayatının farklı dönemlerinde farklı yerlerden beslenmesi, dünyayı daha fazla açıdan görebilmesini sağlayabilir.
İki yere ait olmak bazen iki yerde de eksik kabul edilmek gibi yaşanır. Birinde yeterince yerli, diğerinde yeterince eski sayılmazsınız. İnsanların sizi kesin bir kutuya yerleştirmekte zorlanması, sizin hayatınızın yanlış kurulduğu anlamına gelmez. Kimliğimizin başkasının hızlı sınıflandırmasına sığmaması mümkündür. Bazı hayatlar köklerini tek bir toprak parçasında değil, birbirine bağlanan ilişkilerde taşır.
Burada ilişkilerin niteliği belirleyicidir. Bir şehirde çok sayıda tanıdığımız olabilir; ama kimseye zor bir günümüzü anlatamayabiliriz. Başka bir yerde yalnızca birkaç insan bizi gerçekten tanır. Aidiyet bazen kalabalığın değil, birkaç güvenilir ilişkinin sağladığı bir duygudur. Bir kapıyı çalabileceğini bilmek, bir masada açıklama yapmadan oturabilmek, sevinci de sıkıntıyı da paylaşabilmek mekânı eve dönüştürür.
Ev dediğimiz şeyin fiziksel tarafı elbette önemlidir. Güvenli bir barınma imkânı, düzenli bir hayat, gündelik ihtiyaçları karşılayabilmek. Aidiyeti yalnızca içsel bir karar gibi anlatmak, bu somut koşulları görünmez kılar. İnsan istemekle her yerde kök salamaz. Sürekli geçicilik içinde yaşayan, yarın nerede olacağını bilmeyen biri için bağ kurmak daha zor olabilir. Bir topluluğun misafirperverliği sözlerinde olduğu kadar sunduğu imkânlarda da sınanır.
Bununla birlikte çok düzenli bir hayat da tek başına ev hissi vermeyebilir. Güzel bir daire, iyi bir iş, kullanışlı bir şehir içinde insan yine de yalnız hissedebilir. Çünkü ait olmak, yalnızca ihtiyaçlarının karşılanması değil, varlığının başkalarının hayatında bir anlam taşımasıdır. Birinin sizi beklemesi, bir işte katkınızın görülmesi, yokluğunuzun fark edilmesi; bunlar da insanı bir yere bağlar.
Kendimize yer açmak
Aidiyet arayışında en zor kararlardan biri, kalmak ile gitmek arasındadır. Her huzursuzluk bir ayrılık gerekçesi değildir; her alışkanlık da kalmak için yeterli değildir. Bir yerde gelişebiliyor muyuz, konuşabiliyor muyuz, kendi sınırlarımızı koruyabiliyor muyuz? Yoksa orada kabul edilmek için her gün biraz daha az kendimiz mi oluyoruz? Bu soruların cevabı yalnızca dışarıdaki koşullarda değil, zaman içinde bize ne olduğunda bulunur.
Bir yere bağlı olmak ile bir yerde sıkışmak birbirine benzeyebilir. İkisinde de ayrılmak zordur. Fakat bağlılık hayatımıza güç verirken sıkışmışlık hareket alanımızı daraltır. İyi bir ilişki, iyi bir topluluk, iyi bir şehir insanın başka ihtimalleri düşünmesini ihanet saymaz. Kök salmak, bütün yolların kapanması anlamına gelmemelidir. İnsan ancak hareket edebileceğini bildiğinde kalmayı özgürce seçebilir.
Kendi hayatımız için bu açıklığı ararken başkalarına da sunmak gerekir. Yeni gelen insanın ilk günkü eksikliğini onun kalıcı özelliği saymamak, alışkanlıklarını hemen küçümsememek, bir şeyi bilmediğinde utandırmamak. Aidiyet, yalnızca bize tanınmasını istediğimiz bir hak değil, başkasının yanında nasıl davrandığımızla oluşturduğumuz bir ortamdır. Bir insanın kendini rahat hissetmesi bazen çok küçük bir davranışa bağlıdır.
Geçmişle ilişkimiz de bu ortamın parçasıdır. Hatırladığımız yerleri kusursuzlaştırdığımızda bugünün hayatını sürekli kaybettiririz. Geçmişi tamamen değersizleştirdiğimizde ise yanımızda taşıdığımız anlamları yitiririz. İnsan eski hayatını sevebilir ve yine de oradan ayrılabilir. Yeni hayatına alışabilir ve yine de bazı akşamlar eski bir sokağı özleyebilir. Bu iki duygu birbirini iptal etmez.
Bir gün insanın hayatında nereli olduğu sorusundan daha önemli bir soru belirir: Nerede kendim olarak yaşayabiliyorum? Cevap tek bir ülke, tek bir şehir, tek bir ev olmayabilir. Bazen birkaç insanın arasında, bazen bir çalışmanın içinde, bazen uzun zaman sonra kendi kurduğu küçük düzende bulunur. Ait olduğumuz yer, geçmişimizi inkâr etmeden ve geleceğimizi küçültmeden durabildiğimiz yerdir.
Diğer yazılara dön ↗Yeni yazılarda buluşalım.
Yazılar, kitap notları ve duyurular için e-posta listeme katılın.
